Etiket arşivi: hürmet

SAYGILI MIYIZ?

        Büyüklerine saygı her küçüğün vazifesidir. Ancak insanlar büyüklerine saygının yanı sıra saygı duyması gereken bir çok konuyu biliyor da bilmezlikten geliyor. Gelin birlikte bakalım saygılı mıyız, değil miyiz?

        Fikirlerimizi söylerken ve savunurken hep kendi penceremizden bakarız. Bakış açımızı değiştirmeyiz. Oysa doğru bildiklerimizi başkalarının gözünden görmeye çalıştığımızda daha farklı düşünmeye başlarız. Karşıdaki kişilerinde söylediklerinde doğruluk payının olacağını anlarız. Fikirlerimizi savunurken bize yöneltilen eleştirilere tahammül edemiyoruz. Eleştirilere kapalıyızdır. Biri bizi övmeye kalktı mı övgüleri de kabullenmeyi ihmal etmeyiz. İşte övgüyü kabullendiğimiz kadar olumsuz eleştirilere de açık olmamız bizleri daha da ileriye taşıyacaktır.

        İnsanlar kişisel bakımlarını aksattıklarında, ağız kokusuna neden olacak yiyecekleri tükettiklerinde veya ağır kokular sürerek çevreye rahatsızlık verecek derece de davranışlar sergilediğinde ben keyfime bakayım da başkası umurumda değil demektedir. Ben bunu anlıyorum. Oysa başkalarına karşı saygılı olmayı bilmemiz de toplu yaşamada uyulması gereken kurallardandır. Bunu es geçemeyiz.

        Biriyle konuşurken neden bağırarak konuşuruz? Bunu da anlamakta zorlanmışımdır hep. Haccac-ı Yusuf gibi olamıyor muyuz? İkili görüşmelerde sessiz küçük harflerle konuşup bir topluluğa hitap ederken ise bir hatip gibi sesimizi yükseltebilmek varken neden sesimizin ayarını kaçırırız. Bu duruma da çare aramamız gerekir. Gürültü kirliliği konusuna değinmişken trafik ışıklarında yaşadığımız korna çalma vakasını da anlatmadan geçemeyeceğim. Kırmızı ışıktasınız sarı yanar ve daha siz vitese elinizi atar atmaz yeşilde yanmadan korna sesi duyarsınız. Gereksiz bir korna çalışı işte. Ne gereği var sanki ben görmüyorum! Eğitim şart!

        İnsanlar çeşit çeşit, haliyle davranışlarda da çeşitlilik oluşmakta. Çeşitli davranışlardan bir çeşit davranış olan bencilliği hiç sevmem. Bu yüzden bencil davranmak yerine paylaşımcı insanlardan oluşan bir toplumda yaşamayı arzu ederim. Birbirini seven, birbirine saygı duyan ve paylaşımcı bir toplum için çabalıyorum. Tarih okuduğumda hep yabancıların tarihimize hayranlığına hayran olmuşumdur. Ama bu hayranlığım saygıyı bilmeyen bir toplulukta yaşadığımı anlayınca hayal kırıklığına dönüşüyor. Şimdi size soruyorum bu kadar yazıdan, yakınmadan sonra saygılı mıyız? Bence saygılıydık ama şimdi saygıdan yoksunlaştırıldık.

ANNE-BABAYA SAYGI

       Saygı kelimesini sürekli duyarız. Fikre, karşıdakine, ortama, dine, mezhebe, bayrağa, kişilere saygıyı iyi biliriz ya da elimizden geldiğince uymaya çalışırız. Anne-babaya saygıyı ne derecede bilir ve uygularız? Anne ve babamıza hak ettiği saygıyı gösterdiğimiz tam olarak söylenemez.

Peygamberimiz annelerimiz için “Cennet anaların ayakları altındadır.” demiş, babalarımız için “Baba cennetin orta kapısıdır” diyerek konunun önemine vurgu yapmıştır. Diğer bir sözünde ise “Anne ve babaya asi olanlar cennetin kokusunu bile alamazlar.” demiştir.  Biz bu nadide sözleri iyi idrak etmeli, Yüce Yaradanın anne ve baba hakkına ne kadar önem verdiğini iyi anlamalıyız, çünkü en büyük saygıyı ana ve babalarımız hak etmektedir. Onların bizler için yaptığı fedakarlıkları borç olarak ödemeye kalksak ödeyemeyiz. Anne-baba hakkı önemli bir konudur bu yüzden. Evlat olarak sürekli onların rızasını, onların duasını almalıyız. Dinimizde bu konunun önemi “Allah’a itaatten sonra anne-babanıza itaat ediniz.” sözüyle belirtilir.

Anne ve babamızın fikirleri önemlidir. Onların rıza göstermediği bir konuda mutlu sonuca ulaşmamız söz konusu olamıyor. Ben bu durumu yaşayarak anladım. Çok istediğim bir işim annemin rıza göstermemesi üzerine olmamıştı. Anne-baba rızası bu bağlamda önemlidir.

Anne-baba rızası kadar duası da çok önemlidir. Yine dinimiz babanın evladı için yaptığı duayı peygamberin Allah’a yaptığı dua gibi Allah katında kabul gördüğünü bizlere bildirmektedir. Babamızın ve annemizin bedduasını da almamalıyız, çünkü yapılan bu serzenişli dua kabul görebilir, sonucunda zarara uğrayabiliriz.

Günlük işlerin vermiş olduğu stres, gerginliği anne-babamıza yansıtmamalıyız. Eğer böyle bir hataya düşer isek özür dileyip kendimizi affettirmeliyiz. Buradan itibaren kendimden bir örnek vermek istiyorum.

Hafta sonu tatili vesilesiyle ilçeden il merkezindeki evime gelmiştim. Bir haftalık stresi atmak için kardeşimle dışarı çıktık. Akşam yemeğine gecikmemizden dolayı annem kardeşime serzenişte bulundu. Bu serzeniş biraz da bana ulaştığından annemle gereksiz yere tartıştım. Tabi sonucunda kadıncağız kırıldı uyuyana kadar konuşmayınca da bir an pişmanlık hissettim ve gece uyku tutmadı. Saat 03.00’ü gösterdiğinde facebook’ta anne baba hakkını anlatan bir video izledim ve pişmanlığım daha da arttı. 03.30’a kadar göz yaşlarıma engel olamadım. Kalktım annemi uyandırdım. Annem saate baktı bu saatte ne oldu diye sordu. Ben de yarım saattir ağladığımı söyledim, pişman olduğumu bir daha onu üzmeyeceğimi, beni affetmesini söyledim. Tamam affettim git yat, dedi ama eksik bir şey kalmıştı. Elini ver, dedim, uzattı ve öptüm başıma koydum sonra sen de beni  öp diyerek kendimi öptürüp, içimdeki rahatlıkla yatağıma gittim ve uyudum. O gün bugündür değerli Anacağımı üzmüyorum.

Değerli kardeşler ana-babamızın kıymetini, onlarla birlikte olduğumuz zamanların değerini iyi bilmeli ve bunu iyi idrak etmeliyiz. Anne-babanızın ve sevdiklerinizin değerini bilmeniz temennimle. Allah’a emanet olun.