Etiket arşivi: samimiyet

GERÇEK DOSTLUK

        Sevgili kardeşim Cihan ÇAL’a atfolunur.

        Dost, “sevilen kimse, sevgili, yâr” manalarına gelen Farsça bir kelime olup, dini literatürde sadakat, uhuvvet, sohbet gibi kelimelerle ifade edilir. Dostluk iki vücutta müşterek bir ruh gibidir. Dostumuz dünya ve ahiret sermayemizdir. İyi dost seçmişsek hem dünyada hem ahirette saadeti yakalamışız demektir.

        Özlemini duyduğunuz eski dostluklarınız olmuştur ve özlemle: Nerede eski o dostluklar, demişsinizdir. Aslında eski dostlukları şimdilerde de yaşamanın mümkün olduğunu düşünüyorum. Eski dostlukları yaşamak isteyen birinin yapması gereken şey arkadaşını, dostunu iyi seçmesi ve Allah rızası için sevmesidir. Herkes kusursuz dost arar, ama kimse kusursuz dostluk yapmak istemez. Eğer can ciğer dostluklar edinmek istiyorsak bu hususu göz önünde tutmak gereklidir. Dostunu sevmek ve bunu Allah rızası için yapmaktır. Dostunu Allah rızası için seveni Allah da sever. Bu yüzden dostlukların/arkadaşlıkların uzun ve kalıcı olması için temelinde menfaat olmayan dostluklar kurmalıyız. Aksi taktirde menfaat odaklı birliktelikler, arkadaşlık çerçevesinde bile kalmayacaktır ve bu birlikteliği sağlayan amaç sonlandığında arkadaşlıklarda son bulacaktır.

        Dostlukların oluşmasında dava adamlığının rolü de büyüktür. Aynı davaya baş koymuş insanların kuracağı dostluklar daha samimi, daha sıcak ve kale gibi sağlam olacaktır. Böylesine sağlam bir dostluğun arasına nifak sokmak isteyenler olacaktır. Falan kişi hakkında şöyle konuşuyor, şöyleymişsin böyleymişsin diyor. Cevaben: Kardeşim ne demişse doğrudur, diyerek nifakçılara tokat gibi cevap verir ki bu da dostuna olan güvenin gereğidir.

        Gerçek dostlukta frekanslar da ortaktır ve sen ne düşünürsen dostun da onu düşünür. Sen dostunu düşünürsün dostun seni düşünür. Kalbin kalbe karşı olması iyi niyet ve samimi dostlukla alakalıdır. Bir düşünceyi dile getirecekken dost söyleyiverir söyleyeceklerimizi ve tam da bunu diyecektim dersiniz. İşte bu noktada dostunuzla frekanslarımızın aynı olduğunu söyleyebiliriz.

        Dostluk kardeşliktir. Dostluk Halil ve İbrahim kardeşlerin yaşadığı diğergâmlığı yaşayabilmektir. Dostluk öyle bir şeydir ki tayy-ı mekan bast-ı zaman misali uzak olsalar da birbirileri ile iletişimde olurlar. Dostluk iki göz gibi olmalıdır. Birbirini göremeseler de beraber hareket eder, aynı yere bakar, beraber ağlar, beraber uyur beraber uyanırlar. Dostluk bir şahsın manevi azaları gibidir. El gözün ayıbını görmez, belki yardım eder. Ayağa bir diken battığında kalp acı çeker. Dostluk da böyledir, dostun tırnağı taşa geldiğinde dost kendi tırnağı taşa gelmiş gibi acı çeker, çekmelidir de.

        Kale gibi sağlam, samimi, candan ve sıcak dostlukları yakalamak için seçici olmak da gerekir. Bu konunun önemine vurgu yapan Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde iyi ve kötü arkadaşın kişiye vereceği olumlu veya olumsuz etkiyi bakın nasıl dile getiriyor: “İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satan atarla körükçünün haline benzer. Attar ya sana güzel kokusundan verir ya sen paranla ondan satın alırsın ya da kokusundan koklamış olursun. Körükçü ise ya elbiseni yakar ya da kötü kokusundan rahatsız olursun.” Başka bir Hadisi şeriflerinde de: “İnsan arkadaşının dini üzeredir. O halde her biriniz kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin” diyerek bizlere arkadaşlık/dostluk gibi önemli bir konu hakkında yol göstermiştir. Mevlana Celaleddin Rumî de:”Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diyerek arkadaşın arkadaşı ne derecede etkilediğini dile getirmiştir.

        Son olarak konunun derinliğini ve önemi anlatan bir hadis ve ayetle konuyu sonlandırmak istiyorum. Peygamber Efendimiz: “Allah’ın kulları arasında bir gurup var ki onlar ne peygamberlerdir, ne şehitlerdir. Üstelik kıyamet günü Allah indindeki makamların yüceliği sebebiyle peygamberler ve şehitler onlara gıpta eder.” Ashab-ı Kiram:  Ey Allah’ın resulü, onlar kimdir bize haber verir misin? Diye sordu. Peygamber Efendimiz de: “Onlar aralarında kan bağı ve dünya menfaati için birbirilerine bağlı olmadıkları halde, Allah’ın nuru (Kur’an) adına birbirilerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim ki onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken onlar korkmazlar; insanlar üzülürken onlar üzülmezler”. Ardından da şu ayeti okudu: “İyi bilin ki Allah’ın velilerine/dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. (Yunus 10/62).

        Hayatta ömür boyu kalıcı ve samimi dostluklar kurmanız dileklerimle, sağlıcakla kalın.

SAMİMİ MİYİZ?

Bir gün bir veli bir insan karşı komşunun evine meleklerin dua ettiğine şahit olur. Bu veli kişi, ben her gün Allah’ı anar, zikrederim, Allah’a olan ibadetlerimi eksiksiz yaparım neden benim evime değil de karşı komşunun evine giderler bu melekler?  Diye ksamimi miyizendine sorar ve cevabını öğrenmek için gidip komşunun kapısını çalar.  Kapıyı genç bir delikanlı açar. Veli kişi sorar evladım dün akşam evinize melekler inip inip dua ediyorlardı. Siz ne yaptınız da meleklerin duasına layık görüldünüz diye sorar. Genç: Biz öğrenciyiz ve birbirimize karşı çok samimiyiz. Birbirimiz hakkında zerre kadar kötülük düşünmeyiz ve kötü söylemeyiz. Dün akşamda hep birlikte yastık savaşı yapıyorduk, derler. Veli kişi durumu öğrenip anladıktan sonra evine döner. İbadetlerine, işine-gücüne daha da bir samimiyet kazandırmaya çalışır.

Buradan şunu öğreniyoruz. Bizim için Allah’ı anmak, O’nu zikretmek ve O’na ibadet etmenin yanında arkadaşlarımızla aramızdaki ilişkilerdeki samimiyette önemlidir.

Arkadaşlarla aramızdaki samimiyetten bahsetmişken bu kavramın yanlış kullanıldığından bahsetmek istiyorum. Yukarıdaki hikayede samimi olan gençler birbirleri hakkında kötü söylemez ve kötü düşünmezlerdi. Ancak ben bunu bizim gençlerde göremiyorum. Gençler samimiyetin, birbirlerine olan yakınlığın gereğiymiş gibi birbirlerine hakaret ederek birbirlerine karşı argolu kelimeler kullanarak samimiyetlerini ifade ediyorlar. Samimi olmaları bunu mu gerektiriyor? Bu işe bir türlü anlam veremiyorum. Samimiyetle argolu konuşmayı, küfürlü konuşmayı karıştırmamalıyız.

Argo, küfür yetmezmiş gibi, arkdaşımızın en ufak bir açığını, yanlışını büyütmede inanılmaz çaba sarf ediyoruz. Arkadaşımızın arkasından gıybetler yapmaların ardı arkası kesilmiyor. Niye böyle diyorsun arkadaşının ardından diye sorduğunuzda da biz samimiyiz gelsin yüzüne de derim, cevabını alıyoruz. Bence insan olumsuzlukları dostunun yüzüne söyleyebilirse gerçek dosttur. Gerçek dost arkadan olumsuz değil olumlu konuşandır.

Arkadaşlarımızla argolu ve küfürlü bir konuşmanın yerine daha saygılı ve seviyeli bir konuşma şeklini tercih etmeliyiz. Kalp kırıcı sözlerden uzak durmalıyız. Samimiyet budur. Nitekim iyi ya da kötü söz canlılar üzerinde pozitif veya negatif etkiler bırakır.   Bilim adamlarının su molekülleri üzerinde yapmış oldukları deneyde, yanında güzel söz söylenen, güzel müzik dinletilen suyun molekülleri güzel şekiller alırken, buna karşılık yanında kötü söz ve anlamsız müzikler çalınan suyun molekülleri de anlamsız bozuk şekiller aldığı görülmekteydi. Bu deneyden anlaşılan güzel veya kötü sözlerin ve seslerin bir tek insanlar üzerinde değil tüm canlılar üzerinde olumlu-olumsuz bir tesir bıraktığı tezine varırlar.

 Kur’an-ı Kerim de: Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin, çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin! Sizden biriniz kardeşinin ölü halindeki etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah’tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır. (Hucurât/12). Başka söze ne hacet.

 Hayatta arkadaşlarınızla, dostlarınızla gerçek samimiyeti bulmamız ve konudan ders çıkarmamız ümidimle. Sağlıcakla kalın