Etiket arşivi: sevgi

BİR BAKIŞ İŞTE!..

Yazar ResmiHani bakarsın ya bazen semalara, uzaklara…
Ne kimseler bilebilir gördüklerini, ne gözlerin şekil verebilir onlara.
Ama sen görürsün o uzaklara bakarken zihninde dolaşan düşünceleri, hayalleri…

Baktığın uzak diyarlar gibi hayallerinde uzaktır çoğu zaman sana.
Bazen yaklaştığını hissedersin onlara, bazen de imkansızlaşır aklında yer ettikçe.
Ve o bakış belirler çoğu zaman gideceğin yolu, atacağın her adımı…

Hatta kimi zamanlarda o da çaresiz kalır, kafan karışır.
Bakışına engel olmaya başlar göz kapakların.
Ve kapanır bazen hayallerine giden bütün yollar.

Bir bakış işte…
Kimi zaman şair eder aşığı; ak sayfasına bakarken düşündükleriyle, kimi zaman deli eder insanı aynaya bakarken canlanan korkularıyla.

Yunus LEKESİZ

UYKUDAN ÖNCEKİ YAĞMUR

Bakışlarımda aziz bir hatıranın yorgunluğu taşınırdı sen bilemezdin. Su şişelerinde küçük balıkların yosunu tanımaması gibi, yaşam alanlarımda dar, sarp geçitler sunulmuştu ve  mücadelemi tanımazdın. Aslında çok şey değildi sana anlattıklarım; bir seviyi paylaşmış, bu uğurda savaşmış canlılardık sadece. Gün kızıla boyalı, yüzün bana dönüktü. Günebakanlar vardı boynu bükük, su yolunda kırılan testilerimiz vardı. Bir yaz yağmuru yükleniyor şehrimize bu gece. Sen yine kuytularda sağanak bir hüznün saklandığı yerdesin. Beni sorma uykudan önceki yağmurum ne seni bulur ne de yalpalar dururum. Atlı süvarilerim dört nala hücum eder, kaçmak için yenilgiden. Varılan menzil olur bir öteki yerleşke, böyle düşünüp dururum arpacı kumrusu gibi. Dilimin ucunda sana söylemediklerim, sevmeseydim seni keşke…

 

SAMİMİ MİYİZ?

Bir gün bir veli bir insan karşı komşunun evine meleklerin dua ettiğine şahit olur. Bu veli kişi, ben her gün Allah’ı anar, zikrederim, Allah’a olan ibadetlerimi eksiksiz yaparım neden benim evime değil de karşı komşunun evine giderler bu melekler?  Diye ksamimi miyizendine sorar ve cevabını öğrenmek için gidip komşunun kapısını çalar.  Kapıyı genç bir delikanlı açar. Veli kişi sorar evladım dün akşam evinize melekler inip inip dua ediyorlardı. Siz ne yaptınız da meleklerin duasına layık görüldünüz diye sorar. Genç: Biz öğrenciyiz ve birbirimize karşı çok samimiyiz. Birbirimiz hakkında zerre kadar kötülük düşünmeyiz ve kötü söylemeyiz. Dün akşamda hep birlikte yastık savaşı yapıyorduk, derler. Veli kişi durumu öğrenip anladıktan sonra evine döner. İbadetlerine, işine-gücüne daha da bir samimiyet kazandırmaya çalışır.

Buradan şunu öğreniyoruz. Bizim için Allah’ı anmak, O’nu zikretmek ve O’na ibadet etmenin yanında arkadaşlarımızla aramızdaki ilişkilerdeki samimiyette önemlidir.

Arkadaşlarla aramızdaki samimiyetten bahsetmişken bu kavramın yanlış kullanıldığından bahsetmek istiyorum. Yukarıdaki hikayede samimi olan gençler birbirleri hakkında kötü söylemez ve kötü düşünmezlerdi. Ancak ben bunu bizim gençlerde göremiyorum. Gençler samimiyetin, birbirlerine olan yakınlığın gereğiymiş gibi birbirlerine hakaret ederek birbirlerine karşı argolu kelimeler kullanarak samimiyetlerini ifade ediyorlar. Samimi olmaları bunu mu gerektiriyor? Bu işe bir türlü anlam veremiyorum. Samimiyetle argolu konuşmayı, küfürlü konuşmayı karıştırmamalıyız.

Argo, küfür yetmezmiş gibi, arkdaşımızın en ufak bir açığını, yanlışını büyütmede inanılmaz çaba sarf ediyoruz. Arkadaşımızın arkasından gıybetler yapmaların ardı arkası kesilmiyor. Niye böyle diyorsun arkadaşının ardından diye sorduğunuzda da biz samimiyiz gelsin yüzüne de derim, cevabını alıyoruz. Bence insan olumsuzlukları dostunun yüzüne söyleyebilirse gerçek dosttur. Gerçek dost arkadan olumsuz değil olumlu konuşandır.

Arkadaşlarımızla argolu ve küfürlü bir konuşmanın yerine daha saygılı ve seviyeli bir konuşma şeklini tercih etmeliyiz. Kalp kırıcı sözlerden uzak durmalıyız. Samimiyet budur. Nitekim iyi ya da kötü söz canlılar üzerinde pozitif veya negatif etkiler bırakır.   Bilim adamlarının su molekülleri üzerinde yapmış oldukları deneyde, yanında güzel söz söylenen, güzel müzik dinletilen suyun molekülleri güzel şekiller alırken, buna karşılık yanında kötü söz ve anlamsız müzikler çalınan suyun molekülleri de anlamsız bozuk şekiller aldığı görülmekteydi. Bu deneyden anlaşılan güzel veya kötü sözlerin ve seslerin bir tek insanlar üzerinde değil tüm canlılar üzerinde olumlu-olumsuz bir tesir bıraktığı tezine varırlar.

 Kur’an-ı Kerim de: Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin, çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin! Sizden biriniz kardeşinin ölü halindeki etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah’tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır. (Hucurât/12). Başka söze ne hacet.

 Hayatta arkadaşlarınızla, dostlarınızla gerçek samimiyeti bulmamız ve konudan ders çıkarmamız ümidimle. Sağlıcakla kalın

ANNE-BABAYA SAYGI

       Saygı kelimesini sürekli duyarız. Fikre, karşıdakine, ortama, dine, mezhebe, bayrağa, kişilere saygıyı iyi biliriz ya da elimizden geldiğince uymaya çalışırız. Anne-babaya saygıyı ne derecede bilir ve uygularız? Anne ve babamıza hak ettiği saygıyı gösterdiğimiz tam olarak söylenemez.

Peygamberimiz annelerimiz için “Cennet anaların ayakları altındadır.” demiş, babalarımız için “Baba cennetin orta kapısıdır” diyerek konunun önemine vurgu yapmıştır. Diğer bir sözünde ise “Anne ve babaya asi olanlar cennetin kokusunu bile alamazlar.” demiştir.  Biz bu nadide sözleri iyi idrak etmeli, Yüce Yaradanın anne ve baba hakkına ne kadar önem verdiğini iyi anlamalıyız, çünkü en büyük saygıyı ana ve babalarımız hak etmektedir. Onların bizler için yaptığı fedakarlıkları borç olarak ödemeye kalksak ödeyemeyiz. Anne-baba hakkı önemli bir konudur bu yüzden. Evlat olarak sürekli onların rızasını, onların duasını almalıyız. Dinimizde bu konunun önemi “Allah’a itaatten sonra anne-babanıza itaat ediniz.” sözüyle belirtilir.

Anne ve babamızın fikirleri önemlidir. Onların rıza göstermediği bir konuda mutlu sonuca ulaşmamız söz konusu olamıyor. Ben bu durumu yaşayarak anladım. Çok istediğim bir işim annemin rıza göstermemesi üzerine olmamıştı. Anne-baba rızası bu bağlamda önemlidir.

Anne-baba rızası kadar duası da çok önemlidir. Yine dinimiz babanın evladı için yaptığı duayı peygamberin Allah’a yaptığı dua gibi Allah katında kabul gördüğünü bizlere bildirmektedir. Babamızın ve annemizin bedduasını da almamalıyız, çünkü yapılan bu serzenişli dua kabul görebilir, sonucunda zarara uğrayabiliriz.

Günlük işlerin vermiş olduğu stres, gerginliği anne-babamıza yansıtmamalıyız. Eğer böyle bir hataya düşer isek özür dileyip kendimizi affettirmeliyiz. Buradan itibaren kendimden bir örnek vermek istiyorum.

Hafta sonu tatili vesilesiyle ilçeden il merkezindeki evime gelmiştim. Bir haftalık stresi atmak için kardeşimle dışarı çıktık. Akşam yemeğine gecikmemizden dolayı annem kardeşime serzenişte bulundu. Bu serzeniş biraz da bana ulaştığından annemle gereksiz yere tartıştım. Tabi sonucunda kadıncağız kırıldı uyuyana kadar konuşmayınca da bir an pişmanlık hissettim ve gece uyku tutmadı. Saat 03.00’ü gösterdiğinde facebook’ta anne baba hakkını anlatan bir video izledim ve pişmanlığım daha da arttı. 03.30’a kadar göz yaşlarıma engel olamadım. Kalktım annemi uyandırdım. Annem saate baktı bu saatte ne oldu diye sordu. Ben de yarım saattir ağladığımı söyledim, pişman olduğumu bir daha onu üzmeyeceğimi, beni affetmesini söyledim. Tamam affettim git yat, dedi ama eksik bir şey kalmıştı. Elini ver, dedim, uzattı ve öptüm başıma koydum sonra sen de beni  öp diyerek kendimi öptürüp, içimdeki rahatlıkla yatağıma gittim ve uyudum. O gün bugündür değerli Anacağımı üzmüyorum.

Değerli kardeşler ana-babamızın kıymetini, onlarla birlikte olduğumuz zamanların değerini iyi bilmeli ve bunu iyi idrak etmeliyiz. Anne-babanızın ve sevdiklerinizin değerini bilmeniz temennimle. Allah’a emanet olun.