67. Sayı

Tazelenmiş Yaprak

1 Mins read
67. Sayı

Tazelenmiş Yaprak

1 Mins read

Bir ağacın gölgesiydi. Mis kokulu baharın müjdecisiydi zaman bugünkü gibi. Takvimlerden sayfa koparmak adetimdi bir zamanlar. Şimdi akıp giden bir nehrin önüne set olmaya çalışan ulu bir çınar bendeki ruh. Birçoğumuz bir vakitler mahallemizin o boş arsalarında -hani derler ya sudan sebep diye, o anlamda- sudan oyunlar üretiverirdik. Çocuk olmak demek, çığ demekti; arkasına kendi gibi ne kadar özgür takım üyesi varsa alacak, ortalığı tozu dumana katacak. Şimdi öyle mi?
Kaldırımlar düzenleniyor, her köşe başı bir bina. Oyun alanı her yer idi..Şimdi onlara gösterilen mekan, kurgulayamayacakları bir dünya. Ama yine de kim doyabilir; aldığı nefes taze, taşıdığı beden dirençli, çocuk ya adı üstünde çocuk söylemleri ona adeta bir can simidi.
Bu kadar kalabalık değildi çocukluğumun İstanbul’ u. Hoş, İstanbul ‘u da çok iyi bilmezdik..Zira mahallemdeki tek uğraşın yaşam ve yaşam sevinci olduğunu gözlemleyebilirdim, görebildiğim insan sayısınca.

Hayatımız sürekli bir değişim halinde. Büyüyoruz ya da ihtiyarlıyoruz (yoruma açık). Çevre, toprak, soluduğumuz hava, fikirlerimiz…
Küresel ısınıyoruz belki fakat kitlesel olarak  da yalnızlaşıp  kutuplaştığımızı düşünüyorum.
Teknoloji hayatımızda ne kadar yaygınsa da seçme hakkımızı kullanabiliriz elverdiğince.

Yine bir bahar mevsimi; içinizdeki coşkuyu, çocuğu oyun alanlarında değil sadece,  her yerde, şehrin kapanmayan her noktasında ortaya çıkarın. Gülümsemeniz baharın taze yaprağı kadar canlı olsun. Takvimlerin sayfasını kopardığınızda, geçip giden zaman kadar kötü duyguların da gitmekte olduğunu hissetmeniz dileğimle.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: