Naçizane

TERÖR, EKONOMİ VE TÜRKİYE ÜÇGENİ

4 Mins read
Naçizane

TERÖR, EKONOMİ VE TÜRKİYE ÜÇGENİ

4 Mins read

 

 

Dünya konjonktüründe yeni ve önemli bir dalgalanma daha, sınır ötesi operasyon… Türkiye için siyasi ve özellikle de ekonomik boyutuyla adından önemli ölçüde söz ettirecek bir adım. Haklı bir mücadele, karşıt bir düzen, kaos içinde yaşayan bir sınır komşusu ve PETROL…

Evet, hepimizin bildiği gibi son dönemlerde terör, kanlı yüzünü tekrar gösterir oldu ve Türkiye bu acıyı durdurmak adına Irak’ın kuzeyine sınır ötesi operasyon düzenleme kararı aldı. Peki ama alınan bu karar, içinde bulunduğumuz ekonomik dengelerce sınırlanacak mıydı ya da ne kadar bağımsız bir uygulama rotası çizecekti? Gelin içinde bulunduğumuz koşulları birlikte inceleyelim.

Bildiğiniz gibi Türkiye, piyasalarında 100 milyar dolardan fazla sıcak para bulunan ve en önemlisi bankacılık sektörü artık özelleştirmeler nedeniyle kendisine ait olamayan bir ülke. Sizce reel sektörün can damarı olan bankacılığın yabancıların eline geçmiş olması olası bir askeri operasyonda ne kadar bağımsız hareket edebilme, ne kadar manevra yapabilme hakkı verir dersiniz? Bugün tüm gelişmiş ülkeler finansal bağımsızlık kavramını iyice özümsemiş olmalı ki bankalarındaki yabancı paylarını arttırmak yerine çok düşük oranlarda tutmayı tercih etmektedirler. Örneğin Avusturya’da yabancı payı %19, Fransa’da %19, Danimarka’da %17, İspanya’da %10, İtalya’da %8, Almanya’da %5 ve hatta Yunanistan’da %20… Bankaların yabancılara toptan satılması iyi bir finansal hareket olsaydı neden Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri bankalarının milli sermaye içinde kalması için uğraşırlardı? Cevabı açık elbette: Sıcak paranın, tek sirkulasyonun gerçekleştiği yere, para piyasasına hakimiyet. Peki, bizde tablo nedir?

Türkiye, bulunduğu konum itibariyle bölgesinde iddiası olan ve tüm zorlayıcı politik koşullarına rağmen var olmak zorunda olan bir ülke. Bu anlamda ekonomisini ve kontrol iplerini iyi tutması gerekir ki denetim mekanizmasını yitirmesin. Ancak gelin görün ki uygulanan kontrolsüz, “önüne gelene sat” politikası, bugün bankacılık gibi ülkenin nefes borularından birini başkalarının eline çoktan bırakmamıza sebep olmuştur. Tablo ortada, bakın: Türk Ekonomi Bankası’nın (TEB) %50’si Fransız BNP’ye, Yapı Kredi TMSF tarafından Unicredito- Koç ortaklığına, Dışbank Fortis’e, Finansbank Yunan NBG’ye, Denizbank Dexia’ya ve Tefkenbank Yunan EFG’ye satıldı! Aynı Meksika gibi, Arjantin gibi, Şili gibi, Peru gibi…

Gelelim bir diğer önemli konuya, sınır ötesi operasyon ve dünya…

Konuya şöyle başlamak gerekir ki sınır komşumuz hala petrol sebebiyle bir kaos yaşıyor; bölgede her an bir tehdit algılaması mevcut, gerilim yüksek. Orta doğu karışıyor. Peki ama tüm bunlar özünde neye sebebiyet veriyor dersiniz? Elbette petrolün varil fiyatındaki artışa, dev petrol şirketleri tarafından desteklenen ABD yönetiminin sermayesine biraz daha sermaye katmaya. 2001 saldırısı ve ardından 2003 sonrası petrol fiyatlarındaki ralli… Son zamanlarda ise bir duraksama mevcuttu ki yeni bir kaosa ihtiyaç duyuldu ve bu sefer hedef İran’a çevrildi ancak beklenen olmadı fiyatlar direnci kıramadı.

ve şimdi sınır ötesi operasyon ile Türkiye!

Türkiye ile Irak’ta yaşanacak bir gerilim, tehdit algılaması yaratacak ve petrol fiyatlarındaki düz çizgi durumu bir anda dalgalanmalar meydana getirip her bir dalgalanma da servet transferlerine neden olacaktır. Bakın terör sebebiyle 16 şehit verdiğimiz saatlerde sözde ermeni yasasının ABD komisyonundan geçtiği gün ve ardından teskerenin çıkması.

Ve Rusya ; petrol ve gaz stoklarının potansiyelini gözle görünür düzeyde artıran ülke… Yukarıda da belirttiğim gibi Türkiye’nin kuzey Irak’a yapacağı sınır ötesi operasyon petrolün varil fiyatını arttıracak ve bu durumda sadece Amerika değil ellerinde önemli potansiyeli bulunan Rus yatırımcılar da bundan önemli rant sağlayacaktır. Bu açıdan bakıldığında sizce bölgeye bilinçli olarak çekiliyor olabilir miyiz dersiniz? Takdiri size kalmış.

Operasyon başarılı sonuçlanır ya da sonuçlanmaz, bilemeyiz ancak şunu biliyoruz ki biz yüce Türk ulusu olarak terörü bitirmek adına elimizden gelen her şeyi yapacağımıza milletçe inandık ve söz verdik. 18 Mart’ta verdiğimiz gibi 9 eylül’de verdiğimiz gibi…

Ve son olarak ne demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk:

“Söz konusu VATAN ise gerisi teferruattır.”

Ne mutlu Türk’üm diyene…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: