Naçizane

TÜRKİYE , ATATÜRK VE HEPİMİZ HAKKINDA

3 Mins read
Naçizane

TÜRKİYE , ATATÜRK VE HEPİMİZ HAKKINDA

3 Mins read





21’inci yüzyıla girerken Türkiye’deki dinci-İslamcı siyasal akımla “stratejik müttefikimiz Amerika” arasında yeni bir yakınlaşma gerçekleşti. Bugün ülkemizdeki karşı-devrim eğilimlerinin emperyalistler tarafından desteklendiği bir süreç yaşıyoruz. Dünyanın süper gücü Amerika’nın “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında Türkiye’ye yönelik “Ilımlı İslam Devleti Modeli” öngörüsü artık kimsenin yabancı olduğu bir kavram değildir ve pratikte bir hayli mesafe almıştır.

Gelişmiş uygarlıkların seviyesine çıkmak yobazlığı, tutuculuğu, şeriatı, töreyi esas alarak gerçekleşemez. Bu kavramlar toplumları ancak karanlığa sürükler. Hak, hukuk, adalet, eşitlik ve laik demokrasi ise cağdaş bir bakış açısıyla aydınlanmayı sağlar. Şu an çoğunluk tarafından örnek gösterilen Batı uygarlığının aydınlanma süreci 500 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Hümanizma ve Rönesans’la başlayan hareket bilimselliği öne çıkarıp, sanayileşme ile altyapısını kazanan Aydınlanma, laikliği benimseyen toplumlarda demokrasinin gerçekleşmesini sağlamıştır.

Ulu Önder M. Kemal ise "Kurtuluş ve Kuruluş" sürecini sadece 19 yıla sığdırmıştır.
1923’te laik Türkiye Cumhuriyeti Batı’ya karşı savaşla kurulmuştur.
Hiç unutulmaması gereken bir nokta vardır.
Eğer Batı’nın, daha doğru deyişle emperyalistlerin iradesi üstün gelseydi bugünkü Türkiye Cumhuriyeti kurulamazdı, yani var olamazdı.

Bugün anayasamızın "değiştirilemez" diye nitelenen ilk maddelerinde işte bu varoluş tarihimizin gerçekleri vurgulanırken bu maddeler üzerine bir takım gölgeler düşürülmeye çalışılıyor.

Anayasamızın ilk dört maddesinde yazılı cumhuriyetçilik, laiklik, bölünmezlik ilkelerine, üniter devlet yapısına kimler karşı çıkmaktadır?
Bayrak, resmi dil, ulusal marş, başkentin Ankara olması konularında değişiklik söz konusu olabilir mi?
Demokratik ve sosyal bir hukuk devleti güvencesi altında yaşamak istemeyen biri var mıdır?
Peki, bu maddelerin değişmezliği üzerine koparılan kıyametin gerekçesi nedir?
Değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin değiştirilebilir olmasını isteyen ve bu yolda büyük bir tartışma yaratan zihniyetin amaçları nelerdir?

Mevcut siyasi iktidarın üzerinde giderilemeyen ve asla giderilemeyecek bir şaibe, bir ayıp bulunmaktadır. 30 Temmuz 2008 günü 1 e karşı 10 oy ile bu kanıtlanmıştır. İşte bu nokta anayasanın değiştirilemez maddeleri için yapılan tartışma insan aklında daha birçok soruyu yoğunlaştırmaktır.
Hepimizin bildiği gibi Anayasayı değiştirmek ulus çoğunluğunun değer yargıları ile destek bulabilecek bir girişimdir fakat işe “değiştirilemez maddeler” üzerinden başlamak bizce yersizdir. Bu durum sadece toplumsal kutuplaşmaya ve toplumsal gerilime yol açacaktır.

Kemalist devrimden dönüş olanaksızdır! Bu uğurda yargılanan Atatürkçü aydınlarımıza buradan selam olsun. Kemal Alemdaroğlu, İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Şener Eruygur, Hürşit Tolon, Mustafa Balbay, Sinan Aygün ve adını sayamadığım daha bir çok aydın sırf Atatürkçü oldukları, sırf muhalefet ettikleri gerekçesi ile tutuklanıyor, sözde iddianameler hazırlanıyor ve onlar tertip mahkemeleri ile yargılanıyorlarsa Cumhuriyet Hukuku tam anlamıyla işlemiyor sonucu çıkmaktadır. Unutmayınız ki aydınlarımız ASLA YALNIZ DEĞİLLERDİR. Karşı-devrime yanıt olarak dün olduğu gibi bugün de Atatürk gençliği görev başındadır. Yarın da daha büyük bir azimle bu görevini hakkıyla yerine getirecektir.

Güzel ülkemiz üzerinde oynanan türlü emperyalist oyunların son perdelerini izlemekte olduğumuzu diliyorum.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: