UÇURTMA MEZARLARI

UÇURTMA MEZARLARI

I

Biliyorum, yazınca biter aşk. Ama yazacağım. Çok olmuş muydu seni son görüşümden bu yana sahi? En son nereye gitmiştik seninle? Son öpüşüm kaç saniye sürmüştü?  O zaman aklımda kimler dolanırdı, ne dertlerim vardı ve daha da önemlisi böyle büyük müydüm yine? Eski sevgili özlenirmiş, bilmezdim. Ben aşk yazınca biter sanırdım, biterdi de. Benim hiç uzun soluklu bir sevgim olmadı ki. Kimseyi uzun zaman sevme gereği duymadım. Biliyordum ki bunu bir tek çocuğum olursa yapabilirdim ama o da hâlâ yok benimle.

Yeni aşklar kolaydır. Tanımaya çalışmak, alışmak zor derlerse de inanma. Eğlencelidir her yeni deneme. Adı üzerinde denersin, tecrübe edersin ve yenilerde hep hata yapma hakkın mevcuttur. Ama eskiden şimdiye sürüklenmiş bir ilişki ne hata kaldırır, ne zorluk. Yazınca da bitmez, öyle çöreklenir kalır sisli, puslu, tozlu bir sarnıçta. Sarnıç senin için olur, için sıvıyla dolar. Her hareketi hissedersin vücudunda. Uyanıkken dahi rüyalar görürsün, uyandıramazsın kendini. Aşk biter belki de, onu düşünmekten vazgeçemezsin. Çok sevmişsin belli ki, sevdirememişsin kendini ya da sevilmeye de sevmeye de layık görmemişsin o vakitler. Sonra işler değişir, neyi yitirdiğini fark etmemek için uğraşmaya başlarsın. Gelecek beklentilerine kaptırmaya zorlarsın kendini, bilirsin ki geçmişin çaresi tekil değildir. Geçmiş hep çoğuldur, gelecekse sana bağlıdır. Başka bir şehre gitsen mesela, çevrendeki tüm insanları değiştirebilirsin. Geçmişten koparabilirsin geleceğini, kimse kalmayabilir dilersen geçmişten. Ya da geçmişte kalmayı tercih edebilirsin. Belki aynı şehirde… Hatta ne bileyim belki her gün görebileceğin şekilde geçmişten gelen süzüntülerini. Bilerek kendini yaralamak gibi… Belki de güçlenmek istemektir sebebi. Zira insan görmediği vakit çok fazla yüceltiyor ya da ajite ediyor olan biteni. Görmek, olağan hale getiriyor, aşina kılıyor bizleri. Selamlayacak kadar da muhabbet kuruyoruz hatta her biriyle. İşe giderken aynı yoldan geçiyoruz, bazen de aynı anda keyif yapma isteği duyuşumuz tutuyor bir sahilde. Sabah yürüyüşlerinde bile yan yana olduğumuzu fark ediyoruz. Evim benim hudutlarım ama yan dairede midir nedir, sesleri geliyor ne zaman odama geçip ışıkları söndürsem. Alıştım galiba onlara ve bu yokluklarına.

II

Biliyorum, aşk yazınca bitiyor. İyi biliyorum, yazdığıma bakma. Biliyorum da, yazınca bitmeyen eski bir aşk umuyorum galiba ben hala. Tükettim sanıyordum ama aşinalıktanmış, güçlü olmaya çalışmamdanmış. Bu soğukluğum hala bundandır. Aşk yazınca bitmeseymiş, ben geçmişimden birini geleceğe taşımayı her şeyden çok isterdim.

Yazınca biter aşk sevgilim, söylemiştim. Bitiyor galiba, farkında değiliz. Belki de bitti, bitmesin istiyoruz ama fiilen de bitecek yakında. Kimse kimseyi kendinden çok sevmiyor çünkü. Herkes kendini seviyor. Ne yaparsam yapayım değişmeyecekti zaten bu. Yazınca bitmeyen aşk yokmuş meğer. Her şeyin sonu olduğu gibi, hatta yazıların da, bizim ilişkimiz de bitecek. Neler kalacak geri, neler kaybetmiş olacağız… Sanırım kalanlar da, gidenler de hep bana tesir edecek. Ben bunu bilerek mi başladım bu yolda yürümeye, onu anımsamaya gayret ediyorum şimdilerde. Bir yanım, evet bilincindeydin olacakların diyor. Diğer yanım, hayır bu ne hakkın, ne beklediğin; sen kandın diyor… Güçlükler içinde çok kaldım da bu kadar yalnız değildim sanki ve bu kadar umutsuz hissetmedim kendimi… Hayallerim beni hiç bu kadar acımasızca terk etmedi. Yüreğimde bir burukluk var ki tarifi imkânsız… Senden uzak kalmak istiyorum. Sana dair her şeyi silmek. Haliyle her şeyi, kendimi… Birileri gelse diye, bir mucize olsa diye bile geçmiyor artık içimden. Uçurtmalarımı parçaladılar galiba bu defa. Hiç umursamadılar görünce ne kadar ağlayacağımı. Hiç düşünmediler yine, bir an bile. Kimsenin umurunda olmadım, kimse değer vermedi ellerinde bana, ben kimsenin olmadım… Herkes uzak bana, varamam hiçbirine. Kimse de gelmez, gelmesin de. Ama uçurtmalarımı almaya hakları yoktu. Hiç kimsenin böyle bir hakkı olamaz. Bu çok adaletsizce… Bu yaşadığım en büyük adaletsizlik hatta. Her şeyi kabul ettim, ailesizliği, yalnızlığı, dertlerimin tamamını, yarım bir hayatı, mutsuzluğu… Ama uçurtmalarımı almaları çok fazla… Bunu yapmalarını asla kabullenemem. Bitirdiler beni. Canımı aldılar. Hayallerimi aldılar. Geleceğimi, bebeğimi, güneşimi… İsyan ediyorsam hakkım olmayanı yapmıyorum. Her şey ama her şey benim hakkım. Kimseyi sevmiyorum, sevmem de bundan sonra. Uçurtmalarımı parçaladılar onlar, ben de onların sevilerini yaktım yüreğimde. Tükettim her hissi bir bir. Hissetmem artık kimseyi. İstemem. Hiç kimseyi umursamam bundan sonra. Hakları yoktu buna. Hiçbirinin yoktu. Sevmem, âşık olmam. Onlar bunu hak etmiyor. Kimse kendilerini sevişlerinden bile çok sevilmeyi hak etmiyor ki bunu yapabilen tek benim, kör olmuşlar bencillikten, göremiyorlar. Kokusu beynime gelen herkesi gömüyorum şu an. Benimle olmayacak artık hiçbiri. Umrumda değil hayat bile. Uçurtmalarımı yitirdim ve öldüm ben. Geri kalan bir şey yok. Ne ayrılık, ne aşk, ne sen, ne geçmiş, ne de gelecek diye bir şey var. Sadece uçurtma mezarları… Başındayım yanlarına uzanacağım güne dek. Arayıp sormayın, rahat bırakın. Hiçbirinizi istemiyorum. Kimseyi istemiyorum. Uçurtmalarımla ölmek istiyorum.

Bir Cevap Yazın