Araştırma

ULUSLARARASI TİCARET VE FİNANSMAN, LOJİSTİK YÖNETİMİ

6 Mins read

Merhaba sevgili, bir yıl harıl harıl ders çalışıp 195 dakikalık bir sınavda ter döken kardeşlerim; sınav artık geride kaldı ve üzerinizde çok büyük bir rahatlık var fakat esas stres bundan sonra başlıyor. Puanlar açıklanacak ve tercihler için 3-4 haftalık yarış başlamış olacak. Tercih yapmak en az sınav kadar önemlidir çünkü sınav öncesinde ve sınav sırasında verdiğimiz en ufak emeğin bile boşa gitmemesi için dikkatli davranmalıyız. Tabii ki herkesin kafasında yapmak istediği bir meslek, okumak istediği bir bölüm vardır. İlk önce okuyacağımız bölümü gerçekten isteyip istemediğimizi düşünmeliyiz ve iyi karar vermeliyiz. İstemeyerek okunan bölümden hiç kimseye hayır gelmez. İyi düşünüp bölümü belirledikten sonra hangi üniversite sorusu karşımıza çıkıyor. Sıralamada hangi üniversiteyi daha önce yazacağımıza hem puanımız hem de üniversitelerin sağladığı eğitim alanında ve sosyal alanda sağladığı imkânlar önemli rol oynuyor. Lafı daha fazla uzatmadan 2008 yılında mezun olduğum İzmir Ekonomi Üniversitesinden (vakıf üniversitesi) ve Uluslararası Ticaret ve Finansman (lisans) ve Lojistik Yönetimi (yan dal) bölümlerinden bahsetmek istiyorum.

Ben İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni tercih ettiğimde üniversite henüz 3 yaşındaydı. Böylesine genç ve yolun başında bir üniversiteyi tercih etmek büyük cesaretti (bence). Kiminiz “Şimdi puanın yetmemiştir de özel üniversite seçmişsindir.” ya da “Yeni üniversite, parayla rahat rahat okurum, demişsindir.” diye içinizden yorum yapıyor olabilirsiniz. Buna da açıklık getireyim, puanım iyiydi ve çoğu devlet üniversitesine yetiyordu. Para mı battı? Hayır, öyle bir durum da yoktu ama alanınız eşit ağırlık ise Türkiye’de çok fazla nitelikli bölüm seçme şansınız yok. Zaten eşit ağırlık birçok dezavantaja sahip bir bölüm, hem sayısal hem de sözel alandaki öğrenciler sizin çoğu bölümünüzü seçebiliyor. Bu yüzden kendimi farklılaştırabileceğim bir okul seçmek zorunda hissettim. Neredeyse Türkiye’deki çoğu üniversiteyi inceledim. Bir üniversiteyi seçerken bulunduğu şehir de çok önemli çünkü 4 ya da 5 yıl o şehirde yaşayacaksınız. Ailem Kocaeli’nde ikamet ederken ben İstanbul yerine İzmir’i tercih ettim. Kiminiz aptalca bir karar verdiğimi düşünecek ama kendimce haklı sebeplerim vardı, hepsini burada anlatıp sizi sıkmak istemem. Birkaçını söylemek gerekirse, İzmir modern bir şehir, sakin, öğrencilere maddi açıdan uygun ve çok güzel bir kordon’u var :). Konumuza dönelim, İzmir Ekonomi Üniversitesi eğitim açısından öğrenciye güzel imkânlar sunuyordu. Bunlardan en temeli eğitim dilinin % 100 İngilizce olmasının yanında ikinci bir yabancı dilin de zorunlu olarak öğretiliyor olması. Bu sayede iki dil bilir hale geliyorsunuz. Her öğrenciye dizüstü bilgisayar veriliyor, bu sayede her öğrenci çalışmalarını rahat rahat yürütebiliyor. İkinci sınıftan itibaren başka bir bölümden çift ana dal ya da yan dal yapma imkânı sunuluyor. Bu da bence önemli bir imkân, çift diplomayla mezun olabilirsiniz. Eramus, yani öğrenci değişim programıyla yurt dışına gidip hem yeni yerler görebilirsiniz hem de İngilizcenizi geliştirebilirsiniz, tabi ki gittiğiniz ülkede bölümünüzü okumaya devam edeceksiniz. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin kötü bir özelliği geniş bir kampüsünün olmayışı. Ben girerken güzel bir kampüs projesi vardı ama mezun oldu, hâlâ hayata geçirilememişti. Üniversiteden bu kadar bahsetmek yeterli, nasıl olsa okulların web sitelerinde yeterli bilgi bulunuyor. Bu web sitelerinde yazılan tanımların yeterli olmadığı bölümlerden bahsedeyim. Daha doğrusu kendi bölümlerimden bahsedeceğim.

İlk olarak lisans yaptığım bölüm olan Uluslararası Ticaret ve Finansman bölümünden başlamak istiyorum. Başka üniversitelerde değişik formatları bulunuyor. Bölümün isminde Uluslararası Ticaret daha heybetli durmasına rağmen Finansman ağırlıklı bir bölümdür. İlk sene İşletme ve Ekonomi bölümleriyle dersler aynıdır. İkinci senede biraz benzer fakat birkaç farklı ders vardır. Esas olarak 3. ve 4. sınıflarda alan dersleri ağırlıktadır. Finansmandan da anlaşılacağı gibi matematik, istatistik, ekonomi ve finans dersleriyle sayısal yönü ağır basan bir bölümdür. Rakamlarla biraz haşır neşirseniz zevk alacağınız bir bölümdür. Eşit ağırlık alanına layık bir bölümdür. Çoğu bölümde olduğu gibi burada da teoriden öteye geçmek biraz zor ancak finans alanında çalışmak istiyorsanız çoğu bölümden bir adım önde olacaksınızdır. Ticaret alanında bildiğiniz gibi insan ilişkileri ve pratik bilgi çok daha önemlidir ve bunun için teoriden fazlasına ihtiyaç duyulur. Bu yüzden stajlar bu açığı kapatmak için en iyi fırsattır. Bu bölümün iş alanı bayağı geniştir. Bankacılık, ithalat ve ihracat, kamuda hazine müsteşarlığında, SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) ve benzeri kuruluşlarda görev alma şansı yüksektir. Tabii ki iş bulmak denildiği kadar kolay değildir ancak kendinizi geliştirir ve mümkün olduğunca çok staj yaparsanız bu, iş bulmanıza yardımcı olacaktır. Hem İngilizce bilmeniz hem de ikinci bir yabancı dil bilmeniz firmaların tercihinde öne çıkmanızı sağlayacaktır. Ticaret yüzyıllardır yapılıyor ve dünyadaki son güne kadar devam edecektir. Uluslararası ticaret ya da ithalat ve ihracat alanında yetkinlik kazanmak, küreselleşen dünyada etkin bir oyuncu olmamızı sağlayacaktır. Hemen hemen her alanda ticaret yapılmaktadır, bu da seçeneğimizin çok olduğu anlamına gelir. Bu bölümde Dünya Ticaret Örgütü hakkında bilgiler verilmektedir, dış ticaret yönetimi dersi ile ticaretin temeli öğretilmektedir, Uluslararası İşletmecilik dersi ile uluslararası şirketlerin nasıl yönetileceği konusunda temel bilgiler gösterilmektedir ve bunlara benzer birçok dersle dünya ticaretinde etkin bir oyuncu olarak mezun oluyorsunuz bölümden. Şunu da belirtmek istiyorum, mezun olduğunuzda kimse sizi müdür yapmaz, ilk olarak işe ya yönetici yardımcısı ya da asistanı olarak başlarsınız.

Yan dal yapmış olduğum bölüm olan Lojistik Yönetimi’nden bahsetmek gerekirse zevk aldığım bir bölüm olduğunu söyleyebilirim öncelikle. Bu sözüm diğerinden zevk almadım anlamına gelmesin, bu iki bölümü de severek okudum. Bu bölümde yan dal yapmaktaki amacım, lojistik olmadan ticaretin düşünülemez olduğuna inanmam ve bu iki alanda da uzmanlaşarak işimi en iyi şekilde yapmak istememdi (diğer sebebini daha sonra söyleyeceğim). Lojistik Yönetimi bölümü bir eşit ağırlık öğrencisinin okuyabileceği kıymetli bölümlerden biridir. Çünkü lojistik sektörü gelişmekte olan ve hayatın her alanında ihtiyaç duyduğumuz bir alandır. Bu bölüm sayısala biraz daha yakındır. Bir nevi iktisadi ve idari bilimlerin Endüstri Mühendisliği gibidir. Bölümde birçok planlama ve modelleme tekniği öğretiliyor, değişik programlar öğretiliyor, Tedarik Zinciri Yönetimi, Stok ve Envanter yönetimi ve Taşımacılık Yönetimi gibi günümüzde üretim sektörünün ve ticaretin ihtiyacı olan konularda öğrencilere yetkinlik kazandırılıyor. Lojistik Yönetimi bölümünden mezun olanlar taşımacılık sektöründe, üretim yapan firmaların lojistik bölümlerinde, hipermarket zinciri bulunan firmaların dağıtım merkezlerinde ve daha aklıma gelmeyen birçok yerde çalışma imkânı bulacaklardır.

Şimdi diyeceksiniz, “İyi, güzel, hoş da bu kadar şey anlattın; bu bölümler şöyle imkân sağlar, böyle imkân sağlar, sen şimdi neler yapıyorsun?”. Hemen söyleyeyim; akademik bilgi birikimimi bir üst seviyeye taşımak için İstanbul Teknik Üniversitesinde, Deniz Ulaştırma Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapıyorum, hatta şu an tez aşamasındayım. Aynı zamanda Türkiye’nin köklü firmalarından birinde (isim vermeyeyim reklama girmesin) ihracat bölümünde yönetici yardımcısı olarak çalışmaktayım. Bu arada içinizden bazılarının “Neden denizcilik sektörü?” dediğini duyar gibiyim. Hemen buna da açıklık getireyim: Biz ailecek denizciyiz ve ben de bu alanda çalışmayı çok istiyordum. Lisansta olmamıştı ancak yüksek lisansta bunu başarmayı kafama koyduğum için Lojistik Yönetiminden yan dal yaparak altyapımı oluşturdum ve Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden birinde yüksek lisans yapma şansı buldum. Bence bir şeyi başarmayı çok ister ve buna inanırsak yolun yarısını bitirmiş oluruz. Sevgili kardeşlerim, hepinize hayatta başarılar. İnancınızı ve umudunuzu hiç yitirmemeniz dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: