70. Sayı

Ütülü bir dünya istiyorum .

2 Mins read
70. Sayı

Ütülü bir dünya istiyorum .

2 Mins read

Bazı insan evlatlarını anlamak çok güç olmaya başladı. Pes edip yarı yolda bırakmak var ama onuda kendi benliğine yakıştırmayınca yapamıyorsun. Zamanla düzelir sabır desende elden hiç bir şey gelmiyor. Yani olmuyor, anlam veremeden ne denli yaşamaya devam edebilirsin bu kargaşa içinde meçhul. Çeşit çeşit yüreğin arasında kimin dürüst kimin yalancı olduğunu anlamak zor. Nitekim her insanın yaşadığı kendine. Ne demişler her koyun kendi bacağından. Benim yaptığım her hangi bir hatanın bedelini sebep olan kişi çekmeyecek. Sebep oysa da sonuca ben katlanacağım. Bu da acı bir gerçektir ki sebep bendim demeyecek hiç kimse. Bir yerden sonra öyle bir yalnız kalacaksın ki, bu duruma nasıl gelebildim diye soramayacaksın bile kendine. Zamanla bencil olmayı deneyeceksin o da olmayacak, mayanda yok çünkü. Daha küçüğüz arkadaş bu ne isyan desende işte tam bu yaşlarda anlamaya başlayacaksın gerçekleri. Ömrünün en soyut ama en gerçek dönemidir bu yaşlar. Etrafında milyonlarca insan olur ama sen sadece önemsediğin insanı görürsün. Bazen bir anne olur düşünülen, bazende nereden geldiğini bile bilmediğin, daha önce hiç karşılaşmadığın insanların evlatları. Ben demeyi unutacaksın zamanla, neredeyim, nereye gidiyorum ? Bu soruların cevabını duymak istemediğin için sormazsın kendine. En ağır acılara tanık olduğunu sanır bunalıma sokarsın bedenini. Kimi zaman nefes aldığını unutursun. İşte o denli kendini kaybeder, kaybolursun düşüncelerinde. Sen kendi kendini boğarsın zamanla, insanlar sana bakınca sadece bir hiç görür. Böyle zamanlarda kimi sigaraya sığınır, kimi annesine, kimi de kendisini anladığına inanan bir dostuna. Dostuna, kardeş bildiklerine derdini açan bir insanken geldiğim yeri şuan farkındayım. Kendi sessizliğimde düzen bozukluklarımı tartışıyorum, yine kendimle. Ütülü bir dünya istiyorum ben. Kötüsü de olsun iyisi de ama her şey kendi rayında dursun. Mesela hiç kimse karşıma geçip seninde yaşadığın ne ki be deme cesaretini bulmasın kendisinde. Çünkü her insanın yaşadığı kendine. Ben kargaşadan uzak, empatinin ne demek olduğunu tam anlamıyla bilen insanların arasında ütülü bir dünya istiyorum.

Related posts
69. SayıNaçizane

EMPATİNİN AİLE BİREYLERİ ARASINDAKİ ÖNEMİ

2 Mins read

Antipatinin zıt anlamlısı olan empatinin tanımını yapacak olursak, empati; bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kısaca kendini karşıdaki kişinin yerine koyarak o kişinin duygu ve düşüncesini anlamak, hissetmek diyebiliriz. İslam dininin de bu noktada Müslümanları empati yapmaya yönelttiğini biliyoruz. Empatinin tanımıyla bağlantı kurulabilecek atasözlerimiz de mevcuttur. Bilemiyorum çoğu kez kullanıp da empati ile ilişkilendirmiş miyizdir? Mesela “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma.”, “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.” gibi atasözlerimiz hep empatiyle alakalıdır. Siz şimdi kendinize iğneyi batırıp iğnenin verdiği acıyı anladıktan sonra başkasına da herhalde çuvaldızı batıracak değilsiniz. Affedersiniz ama “Eşekten düşenin halini eşekten düşen anlar” sözünü de söylemeden geçmek istemiyorum. Eşekten düşmenin vermiş olduğu acıyı ancak bu konuda acıyı tecrübe edinmiş bir kişi bilebilir.

Empati kavramı aile içerisinde bireyler arasında kullanılırsa güçlü olan ailevi bağların daha da güçleneceği düşüncesindeyim. Şöyleki hiç bir aile büyüğü ya da aile ferdi bir diğer aile bireyinin zarar görmesini istemeyecektir. Bir baba ya da anne evladının hata yapmasını istemez. Bu bağlamda bir konu ile ilgili tecrübe sahibi olan aile bireyi küçük olsun büyük olsun fark etmez, aynı tecrübeyi yaşama noktasında diğer aile bireyine yardımcı olacaktır. Bu yardımın olumlu sonuçlandığını gören kişi de kendisine yardımı dokunan aile bireylerine daha fazla muhabbet duyacaktır. Konuyu şöyle örneklendirebilirim:  Bir öğrenci bir hocanın tecrübesinden yararlanrak bir işi başarır da hocaya saygısı sevgisi daha da artmaz mı, artar kanısındayım. Empatinin aile bireyleri arasında da uygulanması bu noktada ailevi bağların kuvvetlenmesine katkı yapacaktır. Aile bireyleri empatik tutum ve davranışları içerisinde karşıdakini dinlediğinde ve anladığında, dinleyen ve anlayan kişi için ortak ve anlamlı yaşantı sahası doğacaktır. Empati terapinin dışında her türlü ilişki biçiminde insanlara gerekli bir tutumdur.

Son olarak bir halk masalıyla empatiden bahsetmek istiyorum. Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da “korkumdan kırk kantar yağım eridi” dermiş. Bir gün birisi demiş ki “sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor?”. Bunun üzerine göğsü kınalı serçe şu cevabı vermiş: “Herkesin kendine göre dirhemi ve kantarı var, siz ne anlarsınız.” İşte halk masalından da anladığımıza göre herkesin kendine özgü bir bakış açısı (fenomenolojik alanı) vardır. Bizim de karşıdakinin bakış açısını yakalamamız onun duygularını anlamamız demektir. Bu empatinin gereğidir.

Sempatik ve empatik olmanız dileklerimle.  Sağlıcakla kalın.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: