58. Sayı

UYKU ÖNCESİ SOHBETLERİM-I

1 Mins read
58. Sayı

UYKU ÖNCESİ SOHBETLERİM-I

1 Mins read

Tüm yazdıklarımı sana hibe ettim  diye başladı söze,

Tahtalara vur  evlat dedi, gelmeyelim kem göze.

Anlattı anlattı ve anlattı geçmiş zaman kipleriyle dolu cümlelerle

Aşk, meşk ve yazdığı şiirleriyle, yaşadıklarını anlattı süsleyerek vecizelerle

Boşluğa düşenin neler çekeceğini anlattı; önce dedi ”bırakacaksın”

Zamanı geldiğinde anlayıp, dedi ki  su gibi  o boşluklardan akacaksın

İlk çaylarımız bitmişti ki, devamını dinle sevdamın dedi bombaladı

Körelmeye bile razıydım en keskin yerimden dedi sevgilim bile anlamadı

Sevgiliye inat evlat dedi, tükendim anlamsız olduğunu hissettim

Sanki o sevgi cümleciklerini bir araya getiren  kalemi elinde tutan ben değildim

Sonrasında bir üçlük döküldü  gönülden gelen sesiyle ince ince okudu

Satırlarda içime işleyen birşeyler  vardı tamda benim yüreğime dokundu

” Kalem küstü kağıda, gittiğinde anladım sandım

Sanaydı tüm o yazılar, varlığındı satırlarımı anlamlı kılan

Ayrıldığımız gün değil, kalemi elime aldığımda anladım”

Benimde belirli zamanlarım olmuştu, kalemin elime ağır geldiği

Beyaz sayfalara kelimeler karalamak yerine

Deve kuşu gibi gömüldüğüm ders kitaplarım olmuştu.

Canlandım sayende dedim ki ne iyi geldin

Gülümsedi, evlat dedi uyan farkında  var dünyanın

Kaç saattir konuşuyoruz sen daha anlamadın

Neyi anlamadım dedim, anlat o zaman bana

Boşuna mı ısmarlıyorum burada onca çayı sana

Güldü yine, beğendim dedi aferin

Ama benden sana  tavsiye ısmarladığın çayı  kakma başıma, kalkar giderim

Hoş ortada bir çay var aslında, anlatan da sensin dinleyende derim

Ben gitsem artık sen de yazsan çok iyi edersin…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: