YABANCI DİLLE EĞİTİM VE YABANCI DİL EĞİTİMİ

Ülkemizde yabancı dille eğitimin hızla arttığı bilinen bir gerçektir. Bu durum karşısında yabancı dil öğrenmek ve yabancı dille eğitim sorgulanmalıdır. Bunların arasındaki farklar nelerdir? Yabancı dille eğitim doğru mudur? Yanlış ise neden?      

Yabancı dil öğrenmek, bütün ülkeler için olduğu gibi, ülkemiz için de çok önemlidir. Gelişen, değişen dünya ile yabancı dil öğrenmek bir gereklilik halini almıştır. Dil bilmek iş sahalarında uluslararası çalışma imkanı tanıması ile birlikte, yurtdışında temsil edilişimiz ve sosyal iletişimimiz açısından da çok önemlidir. Yabancı dil öğrenilmesinin önemini kimse inkar edemez. Fakat Yabancı dil eğitimi ile yabancı dille eğitim birbirinden farklıdır.

Yabancı Dille Eğitim

Yabancı dille eğitimin yabancı dil öğrenmek için faydalı olduğu, yabancı dille yazılmış kaynakların da eğitimde kullanılabileceği, yabancı öğrencilerin de bu okullara eğitim için gelebileceği gibi sebeplerle yabancı dille eğitim savunulmaktadır. Ama tüm bunlardan çok daha önemli olan bir durum vardır ki o da bir mesleğin ancak ve ancak anadille tam olarak öğrenilebileceğidir. Bir mesleğin mantığının, neden ve nasılları sorgulanmadan anlaşılamaması, detaya inilmeden kavranamayacağı bir gerçektir. Zaten çarpık şekilde işlemekte olan eğitim sistemimiz sayesinde ezberci, sorgulamayan, araştırmayan, testler arasında boğulmuş öğrenci üniversiteye bir mesleği öğrenmek için geldiğinde meslek eğitimi için fazlasıyla sığdır. Bunun üzerine bir de yabancı dille eğitim eklendiğin de öğrenci tamamen ezberci bir şekilde çalıştığı meslekle hayata atılır diğer bir deyişle mesleğini daha da geliştirecek yetenekten, eleştirel yaklaşımda bulunabilecek nitelikten yoksun olarak hayata atılır.

Yabancı dille eğitim gören insanların mesleklerini tam anlamıyla kavraması, eleştirel olabilmesi de elbette mümkündür. Üniversite eğitimini İngilizce alan öğrenciler daha çok ezberle diploma almaktadır. Yabancı dille eğitim yorum ve eleştiriyi köreltir. Yüzeysel bilgiyle mezun olan bu öğrenciler, çalışma hayatına atıldıklarında yaşayarak, tecrübe ederek ancak yetkin hale gelebilirler. Kaldı ki kişinin mesleğinde yetkin olması doğrudan kendisi ile ilgilidir. Çalışmayı özümsemiş ve düzene oturtmuş bir insan hayata sığ eğitimle atılsa da mesleki bilgisini geliştirebilmektedir. Bu sebeple Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi gibi zaten en başarılı öğrencileri bünyesine alan üniversitelerin, öğrenci başarılarına bakarak bu başarıyı yabancı dille eğitime bağlamak baştan aşağı bir saçmalıktır. Öyleyse, mesleki başarı kişiseldir. Ancak bir mesleği ilk önce kendi anadili ile öğrenmek öğrenciyi daha verimli kılar, eğitimi ezberci olmaktan ve yüzeysel kalmaktan kurtarır. Mesleği kendi anadili ile kavrayan öğrenci mesleki yabancı dil dersleri ile kendisini ve yabancı dilini geliştirebilir. Öğrenci, öğrendiği bir kavramın karşılığı olan birkaç yabancı kelimeyi öğrenebilir ama hiç bilmediği bir kavramı yeni öğrenmeye başladığı bir dille anlaması, özümsemesi ve sorgulaması çok zordur.

Bir diğer durum da öğretim elemanlarının ne kadar yetkin ve tecrübeli olurlarsa olsunlar, yabancı dilde ne kadar iyi olurlarsa olsunlar, konu ile ilgili hiçbir bilgisi bulunmayan öğrencilere, yabancı bir dille eğitim vermekte zorlanmalarıdır. İster istemez %100 yabancı dille eğitim veriyoruz diyen üniversitelerin dahi dersleri Türkçe ile karışık olarak verilmektedir. Türkçe ile iç içe geçmiş yabancı dil cümleleriyle dersler işlenmek zorunda kalınır. Bu da dil için ayrı bir yozlaşma sebebidir.

Yabancı Dil Eğitimi

Dil eğitiminin önemine yazımın başında değinmiştim. Dil eğitimi nasıl önemli ise nasıl eğitim verildiği de önemlidir. Bugün birçok üniversitede zorunlu hazırlık sınıfı uygulaması vardır. Bu hazırlık sınıfı programları ile yabancı dilin çok iyi öğretildiği iddia edilmektedir. Peki bu hazırlık sınıfı uygulaması ne kadar doğrudur? Hayatı sınavlara odaklanmış öğrenciler genellikle yabancı dil bilmeden üniversiteye gelmektedir ve bir yıl sadece yabancı dil eğitimi alarak üniversiteye başlamaktadır. Bu bir yıl sonunda eğer öğrenci bu yabancı dil için kendisi çaba harcamazsa unutmaktadır. Yani hazırlık eğitimi kesinlikle yanlış, çarpık bir uygulamadır. Yabancı dil eğitimi ortaöğretimle başlamalı ve her sene haftada dörder saat olarak görülmelidir. Bu eğitim şekli üniversitede mesleki yabancı dil dersleri ile desteklenmelidir. Her hafta birkaç saat yabancı dil dersi, birkaç saat de mesleki yabancı dil dersi alan öğrenci hem dil öğrenir, unutmaz hem de mesleğini yabancı bir dille ifade edebilir.

Dil ve Kültür

Dil ve kültür birbirinden ayrılmaz iki parçadır. Dil, bir toplumun kültürünün aynasıdır. Ve bir kültürün oluşumu da, devamı da doğrudan dile bağlıdır. Kavram ve nesnelerin dillerdeki karşılıklarının, dilin yapısı ve kurallarının farklı olması, içinde doğdukları kültürle alakalıdır. Dillerin oluşumunda kültür önemli olmuştur. Nasıl ki dillerin oluşumunda kültür önemli olmuştur, yaşayan bir varlık olan diller de kültürleri etkilemektedir.

Son yıllarda, hızla artmakta olan dildeki yabancılaşma aynı oranda kültürel yabancılaşmaya da yol açmaktadır. Diller, ulusların yüzlerce yıllık ortak tarihlerinden, o ulusa mensup insanların ortak kimliklerinden oluşmaktadır. Dildeki yabancılaşma, aynı tarihten aynı kimlikten insanların, birbirlerinden yabancılaşmasıdır.

Dünya üzerindeki tüm diller ve kültürler ayrı ayrı önemlidir. Bu farklı diller, farklı kültürler, bizlere insanlık tarihinin birer mirasıdır. Tarih ve folklor bilimleri için de ayrıca önemlidirler. Hiçbir dil, hiçbir kültür yok edilmemeli, aksine korunmalı ve araştırılmalıdır.

Dillerdeki ve kültürlerdeki etkileşimin engellenmesi söz konusu değildir. Bu etkileşimler normaldir fakat bir ülkenin kendi dilini yasaklayarak başka bir dilin kullanımını istemesi kadar yanlış bir uygulama daha olamaz. Bugün ülkemizde makalelerde, araştırmalarda, kitaplarda, okullarda, üniversitelerde, yani bilimde varolan Türkçe yasağı, bizi ve dilimizi yozlaştırmaktadır.

Dildeki yozlaşmanın kültürel etkileri özellikle ülkemizde gayet açık bir şekilde görülmektedir. Türkçe-İngilizce kelimeler karışık şekilde kullanılan, adeta yeni bir dil meydana geliyor. Ülkemizdeki yabancı dil kullanma, yabancı sözcükleri Türkçe içinde kullanma modası, özellikle yabancı dille eğitim başladıktan sonra hızla artmaktadır. Kendi dilinden bu şekilde uzaklaşan insanlar, kendi kültürlerinden de uzaklaşmaktadırlar. Kültürüne yabancılaşan başka bir kültürün etkisine giren birey, özgüvenini yitirmektedir. Uluslararası tüm ilişkiler düşünüldüğünde, özgüvensiz, kendi dilini ve kültürünü sahiplenemeyen bireyler, ulusal çıkarlarını da savunamamaktadır.

Şüphesiz ki yüzlerce, binlerce yıldır diller ve kültürler etkileşim içinde olmuşlardır. Bu etkileşim de doğaldır ama bu etkileşim, bir diğer dili yok edecek hale gelmeden önlemler alınmalıdır.

Dil ve Bilim

Yabancı dille eğitim savunan çevrelerin, ileri sürdüğü bir durum da Türkçe’ nin bilim dili olmadığı ve olamayacağıdır. Bu düşünce tamamen yanlıştır. Hiçbir dil tam anlamı ile bilim dili değildir. Bir dil ancak, onunla bilim yapıldığında bilim dili olma özelliği gösterir. Bir dil bilim için kullanılmazsa geri kalır, bilimsel araştırma ve sonuçları karşılayacak kelimeler geliştirilemez.

Dil, bilim dili olarak da gelişmelidir. Bu gelişme meydana gelirken dil yabancılaşmamalı, kendi iç yapısını kaybetmemelidir ki bir bilim dalında oluşturulabilecek, her türlü sonuç ile üretim için çalışan her kesimden insan, iletişimde birbirinden kopmasın. Yani aynı dile sahip,  mühendis ile işçinin anlaşamaması durumu ortadan kalksın. Bu da, ancak anadilin mesleki eğitim ve bilimsel araştırmalarda kullanılması ile mümkün olur. Mesleki eğitim ve bilimsel çalışmalar Türkçe yapılmalıdır ki, dilimiz teknik ve bilimsel olarak da gelişebilsin, herkesin anlaşabileceği bir bilim dili olsun. Oysa Türkçe ülkemiz de bilim dili olarak yasaklanmıştır.

Sürekli gelişmekte olan teknikbilimin (teknoloji) sonucunda hayatımıza hızla girmekte olan bilgisayarlar, cep telefonları ve çeşitli yazılımlar ile de, yabancı dille eğitim ile olduğu gibi, yabancı dil etkisi kuvvetlenmektedir. Yabancı dille etkileşim bilimde artıkça, bilim bizim olmamakta, özümsenmesinden ve eleştirilmesinden uzaklaşılmaktadır.

“Bilimsel kavramlara Türkçe’ de karşılık bulunamamaktadır, bulunsa da tam anlamını karşılayamamaktadır.” gibi söylemler yanlıştır. Buna en iyi örnek, bilgisayar ve bilgisayar ile ilgili birçok şey hayatımıza girmeye yeni başladığında, Hacettepe Üniversitesi’nde çalışmakta olan Dr. Aydın Köksal ve arkadaşlarının bulduğu kelimelerdir. Bilgisayar, bilişim, bilgi işlem gibi bu güzel kelimeler dilimize onlar tarafından kazandırılmıştırlar ve bu kelimeler  halen de saygınlıklarını ve kullanım alanlarını korumaya devam etmektedirler. Öyleyse istendiğinde Türkçe de bilimsel kavramları karşılamakta kullanılabilmektedir.

Sömürgecilik ve Dil

Japonya, Fransa, Almanya, Rusya, ABD gibi ülkelerde, yabancı dille eğitim uygulaması mevcut değildir. Uganda, Etiyopya, Gana, Tanzanya, Filipinler, Hindistan, Cezayir, Kenya, Nijerya, Arnavutluk, Pakistan, Bangladeş, Macaristan, Fas, Cezayir gibi ülkelerde ise, yabancı dille eğitim çok önemlidir. Eğer yabancı dille eğitim varsayıldığı gibi bir gelişmişlik, bir ilerilik göstergesi ise bu ülkelerden hangisi ile yarışılmaktadır? Bu ilerilik neye göre ileriliktir? Açıktır ki sömürülmekte ileriliktir!

Unutulmamalıdır ki I.Paylaşım Savaşı’ndan -tamamen sömürgecilik temelli olan Dünya Savaşları, bu sebeple Paylaşım Savaşları olarak da adlandırılmaktadır- sonra Antakya’yı işgal eden Fransız birliklerinin ilk yaptığı şey, eğitim dilini Fransızca yapmaktı. Sömürgecilik ve yabancı dille eğitim arasında doğrudan bir bağlantı olduğu, Dünya Tarihi ile sabittir.

Yabancı dille eğitim neden sömürü için olmazsa olmazdır? Şöyle özetlenebilir ki; yabancı dille eğitim sonucunda, yurttaşlık bilincinden yoksun, kendi bireysel özüne, ulusuna güven duymayan, ezik, yabancılara özenen yeni kuşaklar oluşacaktır. Ve bu kuşaklar, kendi ulusunun, dünya insanlarının barışına, mutluluğuna değil de sömürgen dev şirketlerin çıkarlarına hizmet edecektir. Dünya’nın tamamı kan ağlayacak, yetişen bu kuşaklar da bunların sorumluları için çalışacaktır. Siyasal ve ekonomik bağımsızlık, barış ve sosyal adalet için çalışacak nesiller yetiştirilemeyecektir. Doğal olarak, yabancı dille eğitim sayesinde, başkalaşım tamamlanacak, insanlar insanlık için değil, sömürü için çalışan hizmetçiler halini alacaklardır.

Çözüm

Yabancı dille eğitim ve yabancı dil eğitimi birbirinden farklı şeylerdir. Yabancı dil eğitimi ve yabancı dille eğitimin bu farklılığı üzerinde daha çok durulmalı ve bir an önce insanlara bunlar anlatılmalıdır. 

Okullardaki yabancı dil ders saatleri ve hazırlık programı yeniden sorgulanmalı, daha sağlam temeller üzerine oturtulmalıdır. Ortaöğrenimle başlayan, haftalık olarak üniversitede de devam eden yabancı dil dersleri ile dil öğretilmeli, mesleki yabancı dil de üniversitede yabancı dil derslerine ek olarak, yine haftalık düzende mesleki yabancı dil dersleri olarak alınmalıdır. Meslek için önemli olan yabancı dil seçilmelidir. Hazırlık eğitimi uygulanmamalıdır. Yabancı dille eğitim kaldırılmalıdır.

 

Kaynaklar:

1. Sinanoğlu, Oktay, Prof. Dr. ,  ‘Bye Bye’ Türkçe, Alfa yay. , 2006.

2. Baydur, Suat Yakup, Dil ve Kültür, TDK yay. , 1964.

3. Bursalı, Orhan, Türkiye’de İngilizce Üniversite Eğitim Akılcı mı?, Cumhuriyet Bilim Teknoloji, 10.04.09.

4. Kavcar, Cahit, Prof. Dr. , Türkçe ve İTÜ, Öğretmen Dünyası, Mayıs 2009.

Bir Cevap Yazın